Yenilikler

Yeni çalışma, beyin stimülasyon terapilerinin anlaşılmasında atılımı ortaya koyuyor

İlk kez, Minnesota Twin Cities Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, invazif olmayan beyin uyarımının, insan davranışıyla doğrudan ilgili olan belirli bir beyin mekanizmasını değiştirebileceğini gösterdi. Bu, şizofreni, depresyon, Alzheimer hastalığı ve Parkinson hastalığı gibi beyin bozukluklarını tedavi etmek için yeni tedavilerin keşfedilmesi adına ileriye doğru atılmış büyük bir adımdır.

Çalışma yakın zamanda yayınlandı Doğa İletişimihakemli, açık erişimli, bilimsel bir dergidir.

Araştırmacılar beyin aktivitesini modüle etmek için “transkraniyal alternatif akım uyarımı” adı verilen yöntemi kullandılar. Bu tekniğe nöromodülasyon da denir. Beyne küçük bir elektrik akımı uygulanarak beyin hücrelerinin aktif olduğu zamanlama değiştirilir. Nöral zamanlamanın bu modülasyonu, insan davranışı, öğrenme ve biliş için gerekli olan, beyin hücreleri arasındaki bağlantılarda meydana gelen bir değişiklik olan nöroplastisite ile ilgilidir.

Minnesota Üniversitesi biyomedikal mühendisliğinden Alexander Opitz, “Önceki araştırmalar, beyin aktivitesinin uyarıma zamanla bağlı olduğunu gösterdi. Bu yeni çalışmada bulduğumuz şey, bu ilişkinin yavaş yavaş değiştiği ve dışarıdan uyarı eklediğimizde beynin zamanla adapte olduğudur” dedi. Doçent. “Bu, beyin aktivitesinin beklemediğimiz bir şekilde değiştiğini gösterdi.”

Bu sonuca “nöral faz devinimi” denir. Bu, beyin aktivitesinin, harici bir olay veya bu durumda invaziv olmayan bir uyarı gibi tekrarlanan bir düzene göre zaman içinde kademeli olarak değişmesidir. Bu araştırmada, incelenen üç yöntemin tümü (hesaplamalı modeller, insanlar ve hayvanlar), dış uyarımın zaman içinde beyin aktivitesini değiştirebileceğini gösterdi.

Opitz, “Bu tekrarlanan modelin zamanlaması, örneğin uzayda nasıl gezindiğimiz, öğrendiğimiz ve hatırladığımız gibi beyin süreçleri üzerinde doğrudan etkiye sahiptir” dedi.

Bu yeni tekniğin keşfi, beynin dış uyaranlara nasıl uyum sağladığını gösteriyor. Bu teknik beyin aktivitesini artırabilir veya azaltabilir, ancak davranışları etkileyen belirli beyin fonksiyonlarını hedef aldığında en güçlüsüdür. Bu şekilde uzun süreli hafıza ve öğrenme geliştirilebilir. Uzun vadeli hedef ise bu tekniğin psikiyatrik ve nörolojik bozuklukların tedavisinde kullanılmasıdır.

Opitz, bu keşfin klinik uygulamalara gelişmiş bilgi ve teknoloji getirilmesine yardımcı olacağını ve bunun da şizofreni, depresyon, Alzheimer hastalığı ve Parkinson hastalığı için daha kişiselleştirilmiş tedavilere yol açabileceğini umuyor.

Araştırma ekibinde Opitz’in yanı sıra ortak yazarlar Miles Wischnewski ve Harry Tran da vardı. Minnesota Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği Bölümü’nden diğer ekip üyeleri arasında Zhihe Zhao, Zachary Haigh, Nipun Perera, Ivan Alekseichuk, Sina Shirinpour ve Jonna Rotteveel yer alıyor. Bu çalışma Minnesota Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde doçent olan Dr. Jan Zimmermann ile işbirliği içinde gerçekleştirildi.

Bu çalışma öncelikle Ulusal Sağlık Enstitüsü (NIH), Davranış ve Beyin Araştırmaları Vakfı ve Minnesota Üniversitesi’nin Minnesota Keşif, Araştırma ve Yenilik Ekonomisi (MnDRIVE) Girişimi tarafından desteklenmiştir. Hesaplamalı kaynaklar Minnesota Süper Bilgisayar Enstitüsü (MSI) tarafından sağlandı.

Kaynak ve İleri Okuma: https://www.sciencedaily.com/releases/2024/03/240315160934.htm

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu