Haberler

Müzik yeteneği kaybının araştırılması

Amusia, müzik algısını ve üretimini etkileyen ciddi bir müzik bozukluğudur. Doğuştan, kalıtsal ton sağırlığı veya edinilmiş, yani beyin hasarının neden olduğu bir durum olabilir. Amusia nörolojide 19. yüzyılın sonlarından beri bilinmesine rağmen, müzik işlemenin ve ilişkili bozuklukların sinirsel temeli ve mekanizmaları henüz tam olarak anlaşılamamıştır.

Finlandiya ve Amerika Birleşik Devletleri’nden bir grup araştırmacı tarafından yapılan bir araştırma, beyindeki amüzinin kökeni ve sırasıyla müzik ve dilin işlenmesindeki farklılıklar hakkında yeni bilgiler sağladı.

Sonuçlar dergide yayınlandı Sinirbilim Dergisi.

Müzik sağ temporal lobda bulunur

Müziğin beyinde işlenmesi, birçok parça ve sistemi kapsayan karmaşık bir süreçtir. Bu tür işlemlere önemli ölçüde katkıda bulunan frontotemporal bölgeler aynı zamanda dil işlevleri açısından da önemlidir.

Ancak beklenenin aksine amüzia, beyin hasarından kaynaklanan bir dil bozukluğu olan afaziden bağımsız olarak da ortaya çıkabilir. Bu nedenle araştırmacılar, müziğin beyinde dil işlevlerinden farklı, henüz bilinmeyen sinirsel bağlantıları kullandığına inanıyorlar.

Yeni çalışma, amüziye neden olan felçlerin, ortak paydası olmayan çeşitli beyin bölgelerinde bulunduğunu keşfetti. Araştırmacılar ayrıca bu tür felçlerden etkilenen beyin ağını bulmayı da başardılar. Bu, fonksiyonel manyetik rezonans görüntülemeye dayanan ağ analizinin yardımıyla yapıldı.

Helsinki Üniversitesi’nden Üniversite Araştırmacısı Aleksi Sihvonen, “Bu yöntem, farklı beyin bölgelerinde hasar oluştuğunda aynı semptomlara yol açtığında etkilenen beyin ağını lokalize etmemizi sağlıyor” diyor.

Beynin sol yarıküresinde yer alan dil fonksiyonlarının aksine, amusia’nın arkasındaki sinir ağı sağ yarıküreye odaklanır. Anahtar düğümü üst temporal girustu. Altı aylık takipte bu bölgede beyin dokusunda ilerleyici bir kayıp gözlendi; bu tür bir kaybın kapsamı amüzinin ciddiyeti ile ilişkiliydi.

Bu, superior temporal girusun amusia tedavisi ve rehabilitasyonunda umut verici bir hedef olabileceği anlamına gelir.

Sihvonen, “Sonuç olarak, bulgularımız beyindeki müzik ve dilin algılanması ve işlenmesi arasındaki farkların altını çiziyor” diye belirtiyor.

Tedavi ve rehabilitasyon potansiyeli

Popülasyonda konjenital amuzinin prevalansı yalnızca %2 civarındadır, ancak edinilmiş amuzia çok daha yaygındır. Örneğin, serebrovasküler bir rahatsızlıktan sonra amusia, hastalığın akut evresinde hastaların üçte ikisine kadar, kronik evresinde ise yaklaşık üçte birinde ortaya çıkar.

Amusia aynı zamanda dilin prozodisini veya ritim ve melodi aralıklarını yorumlamada bir bozukluk olan aprosodia ile de ilişkilidir; bu, konuşmadaki duyguların yorumlanması ve aktarılamaması ile sonuçlanır. Bunun, serebrovasküler bozukluğu olan hastaların sosyal etkileşimleri üzerinde etkileri vardır ve özellikle de meslekleri müzikle yakından ilişkiliyse, onların işe uygunluklarını doğal olarak etkiler.

Sihvonen, “Amusia tipik olarak afazi kadar zayıflatıcı veya ciddi bir semptom olmasa da, hastanın refahı, hobileri ve yaşam kalitesi üzerinde önemli bir etkiye sahip olabilir” diyor.

Buna göre araştırmacılar, müzik temelli rehabilitasyon planlanan veya müzikle çalışan serebrovasküler bozukluğu olan hastalarda amüzinin değerlendirilmesinin özellikle önemli olacağını söylüyor.



Kaynak ve İleri Okuma: https://medicalxpress.com/news/2024-03-loss-musical-ability.html

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu