Sinirbilim

Flört Mitleri ve Cinsiyetçilik Çevrimiçi İlişkilerde Şiddeti Nasıl Artırıyor?

Özet: İnternetin ve sosyal medyanın yükselişi, siber şiddet olarak adlandırılan yeni bir flört şiddeti biçimini başlattı. Bu tür istismar, çevrimiçi ortamda kontrol eylemlerini, aşağılamayı ve tehditleri kapsar.

Yakın zamanda yapılan bir araştırma, romantik aşk mitleri, kıskançlık ve özellikle cinsiyetçilik gibi inançların siber şiddetin yayılmasında önemli rol oynadığını ortaya koyuyor. Bu inançları açığa çıkarmak, daha sağlıklı çevrimiçi ilişkiler geliştirmek için hayati öneme sahiptir.

Ana unsurlar:

  1. Flört istismarının dijital bir biçimi olan siber şiddet, izinsiz fotoğraf paylaşımı ve siber taciz gibi eylemleri içerir.
  2. Pek çok genç birey, ilişkilerdeki kontrolü ve saldırganlığı çoğu zaman gerçek aşkın işaretleri olarak yanlış anlıyor.
  3. Romantik mitler, kıskançlık ve özellikle cinsiyetçiliğin siber şiddete önemli katkıları olduğu tespit edilmiştir.

Kaynak: Sinirbilim Haberleri

İnternet ve sosyal medya platformlarının yaygınlaşmasıyla birlikte romantik ilişkiler giderek dijital alanda kendine yer buluyor. Bu çok sayıda fayda sunarken, aynı zamanda daha karanlık bir tarafı da sunuyor: Siber şiddet olarak adlandırılan belirli bir flört şiddeti biçiminde artış.

Siber şiddet, çevrimiçi ortamda bir ortağa veya eski ortağa yönelik kontrol, aşağılama, gözdağı ve tehdit eylemlerini kapsar. Peki bu tür istismarı körükleyen şey nedir?

Yakın zamanda yapılan bir araştırma, romantik aşk mitleri, kıskançlık ve cinsiyetçilik gibi inançlarla siber şiddetin ortaya çıkışı arasındaki bağları çözmeyi amaçladı.

Geleneksel olarak bir partnere veya eski partnere yönelik her türlü saldırganlık (fiziksel, psikolojik veya cinsel) olarak anlaşılan flört şiddeti, uzun süredir endişe verici bir halk sağlığı sorunu olarak kabul edilmektedir. Özellikle genç bireyler üzerindeki yansımaları ağır psikolojik travmadan fiziksel zarara kadar değişmektedir.

Endişe verici olan şey, bu şiddet biçiminin internetin yaygınlaşmasıyla birlikte gelişmesidir. Özel fotoğrafların izinsiz paylaşılması, siber taciz ve çevrimiçi taciz gibi eylemler, geniş siber şiddet şemsiyesi kapsamına girmektedir. Bu davranışların gençlerin zihinsel ve duygusal refahı üzerinde ciddi etkileri vardır ve bunların tanınması çok önemlidir.

Özellikle gençlerin neden savunmasız olduğu sorgulanabilir. Endişe verici bir gerçek şu ki, birçok genç birey, kontrol ve saldırganlık eylemlerini sıklıkla gerçek romantik aşkın işaretleri olarak yanlış anlıyor. Onlar için çatışma, zehirli de olsa, romantik bir ilişkinin ayrılmaz bir parçası gibi gelebilir. Buna, ilişkilerde, özellikle de gerçek ya da hayali tehdit algısı ortaya çıktığında sıklıkla yüzeye çıkan doğal kıskançlığı da ekleyin.

Dijital çağda bu tehditler, bir ortağın gönderisine yapılan zararsız bir yorum veya bilinmeyen bir kişinin beğendiği bir fotoğraf olarak ortaya çıkabilir.

Peki bu inançlar nereden kaynaklanıyor? Kültürel yapılar ve toplumsal normlar karmaşık bir rol oynamaktadır.

Örneğin romantik mitler, gerçek aşkın sahiplenici ve dışlayıcı olduğu fikrini sürdürüyor. Bu inançlar ideal bir romantik ilişkinin yoğun, her şeyi tüketen ve bazen mantıksız olduğunu öne sürüyor. Bu kavramlar kulağa tutkulu ve derin gelse de istismara elverişli bir ortam yaratır.

Ancak çalışma, romantik mitlerin mağduriyete karşı asgari düzeyde koruyucu bir role sahip olduğunu ancak kıskançlık ve cinsiyetçi inançların siber şiddetin yayılmasında daha doğrudan bir rol oynadığını ortaya çıkardı.

Bu paradigmanın bir diğer önemli aktörü olan cinsiyetçilik, cinsiyet ifadesini kısıtlayan ve sınırlayan inançları ifade eder ve sıklıkla kadınlara karşı ayrımcılığa yol açar. Cinsiyetçi inançlar ilişkilerdeki güç dinamiklerini ve toplumsal cinsiyet stereotiplerini sürdürür ve çoğu zaman şiddet eylemlerine yol açar.

Siber şiddet alanında bu tutumlar, kadın düşmanı trolleme veya öncelikle kadınlara yönelik çevrimiçi taciz olarak kendini ifade edebilir. Örneğin, daha geleneksel, cinsiyetçi görüşlere sahip olan erkeklerin ve hatta bazı kadınların çevrimiçi saldırganlık eylemlerini kabul etme ve hatta bu eylemleri gerçekleştirme olasılıkları daha yüksek olabilir.

Kıskançlık, cinsiyetçilik ve romantik mitlerin siber şiddetteki iç içe geçmiş rollerini keşfetmesi çığır açıcı olsa da, çalışmanın sınırlamaları da var. Öncelikle kişisel olarak bildirilen verilere güvenmek, sosyal istenirlik yanlılığı riskini doğurur. Araştırmada kadınların aşırı temsil edilmesi de bulguları çarpıtabilir.

Sonuç olarak, siber şiddetin etkenlerini anlamak bu dijital çağda çok önemlidir. Kıskançlığın, romantik mitlerin ve cinsiyetçiliğin rollerini inceleyerek gençleri hem çevrimdışı hem de çevrimiçi olarak daha sağlıklı ilişkiler geliştirecek araçlarla daha iyi donatabiliriz.

Bu psikoloji ve kişilerarası ilişkilerde şiddet araştırma haberi hakkında

Soyut

Kıskançlık, cinsiyetçilik ve romantik aşk mitleri: Çevrimiçi flört şiddetinde inançların rolü

İnternetin ve sosyal ağların kitleselleşmesiyle birlikte, partnere veya eski partnere yönelik kontrol, aşağılama, korkutma ve tehdit davranışlarını içeren, siber şiddet adı verilen yeni bir flört şiddeti biçimi ortaya çıktı.

Yaşları 18 ile 25 arasında değişen 1.001 katılımcıdan oluşan olasılıksal olmayan bir örneklemin kullanıldığı bu çalışmada, aslından sonraRomantik aşk mitleri, kıskançlık ve cinsiyetçilik gibi flört şiddetiyle ilişkili inançların siber şiddetin mağduriyeti ve uygulanması üzerindeki ortak etkilerini analiz etmek için geriye dönük, kesitsel, tek gruplu bir tasarım.

Sonuçlar, kıskançlığın hem Siber mağduriyet hem de Siber tacizde yer aldığını, cinsiyetçi inançların ise yalnızca suç işlemede rol oynadığını kanıtladı.

Tartışma bölümünde siber şiddetin mağdur olma olasılığıyla değil, daha çok saldırganlık olasılığıyla ilişkili bir olgu olduğu ileri sürülmektedir.

Son olarak, gelecekteki araştırmalar için sınırlamalar ve çıkarımlar tartışılmıştır.

Kaynak ve İleri Okuma: https://neurosciencenews.com/psychology-relationship-violence-online-23874/

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu